İnanç(sızlık) veya inan(ama)mak
Babam derdi ki: ‘Bir kapı kapandığında, bir yerlerden bir pencere açılır’….ne muhteşem bir laf! Bir cankurtaran!
Yıllar boyu gerçekten de buna inanmışımdır; hep içimde bir ümit, hep pozitif bir bakış açım olmuştur...Bir de babam söylemişse kesin doğrudur! Doğruydu desem daha mı gerçekçi olur??
Eeee ne oldu şimdi??? Bu formül küçükken mi işliyor babacığım? Ben büyüyünce bu büyü de mi kayboluyor??..Yoksa ben mi inancımı yitiriyorum bir şekilde???
İnancın gücü…evet sorun burada olsa gerek….yıllarca inanmadım mı? Kimsenin inanmadığı şeylere inanıp gerçekten de ‘imkansızı’ başarmadım mı çoğu kez??!! Peki şimdi ne oldu?? Artık inanamıyorum. Neye? Hiçbir şeye. İnancı yitirmek nedir bilir misiniz? İnanamamak ve güvenememek… Zaten bunlar iç içe kavramlar; biri olmayınca öteki de olmuyor. Ya da tam tersi.
Ne zaman yitirdim ben bu inancı? Oralara girersek inanın hiç çıkamayız! :) Burada önemli olan o inancı yeniden diriltmek, tekrardan güvenmek ve inanmaktı.
O yüzden de ben bunu yapmaya çalıştım. Uzun bir süre o konularda birçok kitap okudum. Ama olmuyordu. Denemek ve inanmadığın bir şeye inanmaya çalışmak sanki kendini kandırmaktı. Sevmediğin bir yemeği ağzına alıp, yüzünü ekşittiğin halde ‘aaa çok lezzetliymiş’ demek gibi bir şey. Nasıl bunu bilip, deneyip de hala pozitif şeylerle tanımlayabilirdim ki?? Daha doğrusu, bana göre nasıl benim gibi okumuş biri bunu yapabilirdi aklım almıyordu. Sonuçta işe yaramadı. Ama pes etmedim çünkü ne de olsa şu ‘bir şeye inanamama’ hayatımın her evresinde karşıma çıkıyordu!! Ondan bir şekilde kurtulmalıydım, çaktırmadan veya zorla! Okumaya devam ettim. Ve Kuantum fiziği ile ilgili birtakım şeylere daldım. Bilimsel bir şeyler varsa ucunda inanabiliyordum biraz. Bu zayıf (!) noktamı biliyordum, kendimi onunla vurmam gerekiyordu!!! Uğraştım ve ne ilginçtir ki o dönem biraz olsun ‘eski’ düşüncelerimden, sabitliklerimden ve fazla ‘gerçekçiliğimden’ uzaklaştım!! (zaten bu fazla ‘gerçekçilik’ beni sanatsal boyutumdan da uzaklaştırmıştı – onu da başka bir yazımda ele alacağım:)) Yavaş yavaş inanmanın dayanılmaz gerçekçiliğine doğru yol aldım. Hoş bir yoldu bu, kaybettiğim bir şeyi bulmuşçasına sevinç dolu bir dönemdi bu. Yaşasın!!! Sonunda başarmıştım! Başarı? Aaaa ne güzel bir şeydi bu, unutmuşum bir süredir onun varlığını!!! Hatta öyle bir ruh haline girdim ki, bunu deneylerle uygulamaya koyuldum. İnanmak yetmiyordu, bir de bunu deneylerle ispatlamak gerekiyordu ya! Evet, deneylere başladım ve oldu!!!! Valla inanmayacaksınız ama oldu. O çerçeveden uzaklaşıp bıraktım kendimi ve bana birçok şey geldi. İster ben çağırdım onu, ister kendi geldi, ister büyük bir tesadüf oldu – ne dersek diyelim ama oldu!!! Ve ben İNANABİLDİM! Teşekkürler. Buna gerçekten ihtiyacım vardı. Ve o süre hayli hafif geçti. Lay lay lommmm..Kendime geldim :)
Sonra ne oldu?
Valla ben de bilmiyorum! Onu da birdahaki yazımda okuruz….
Hoşçakalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder